ÇOCUKLARIM HERŞEYİM







• 5/8/2008 - EVDEKİ KAZALAR..

Kategori: yazi

Mutfakta Yaşanacak Kazalara Dikkat

Evde, en fazla zaman geçirilen yerlerden biridir mutfak. Mutfakta geçirilen zamanın artmasıyla birlikte, burada dikkat edilmesi gereken bazı noktalar da önem kazanıyor. Özellikle çocukları görünmez tehlikelerden korumak için küçük önlemler almak şart. Işte mutfakta dikkat edilmesi gereken ayrıntılar…

* Tezgahlarda kırıntıların birikme ve yuvalanmasına neden olacak bitişlerden, birleşimlerden kaçının. Kulpları kolayca temizlenebilecek malzemelerden seçin.

* Yanlışlıkla sönmüş ocak ve fırınların tehlikeli tuzaklarla dolu olduğunu asla unutmayın.

* Küçük elektrikli ev aletlerini, çocukların uzanamayacağı yerlere koyun. Ayrıca bu aletleri kullanmadığınız zaman prizden çıkarın.

* Kimyasal malzemelerin, bıçak ve diğer potansiyel tehlikeli malzemelerin bulunduğu çekmecelerin veya dolapların çocuk kilidi taşımasına dikkat edin. Mutfakta daima bir yangın söndürücü ve yangın örtücü battaniye bulundurun.

* Kullanışlı bir mutfak için; evye ve ocağın birbirine en optimal yakınlıkta konumlanmasına, bir kapı veya geçitle birbirlerinden ayrılmamasına dikkat edin. Rahat bir kullanım için; mutfak dolaplarının ve tezgahın yüksekliğinin mutfağı devamlı kullanacak kişinin boyuna göre planlanması gereğini unutmayın.

* Çocuklar, fırın sıcakken cam kaplı yüzeylerine dokunabilirler ve istenmeyen yanıklar doğabilir. Bu nedenle fırınlarınızı tercihen ankastre cihaz dolabının ortasında konumlandırmaya gayret edin.

* Mutfak ve banyo mekanında kaymayan döşeme malzemeleri kullanın ve yere dökülen malzemeleri hemen silip kurulayın.

* Kabarıp çatlamayan, su geçirmeyen malzemelerin mutfakta kullanımı her zaman daha doğru olacaktır. Yer seramiklerinin çok uzun bir süre kullanımından doğan bıkkınlık halinde veya başka nedenle değiştirilmesinin güç olacağını unutmayın. Yere döşeyeceğiniz malzeme seçiminde bunu göz önünde bulundurun.

* Ağır mutfak gereçlerini alt dolaplara, daha hafif olan bardak gibi gereçlerin ise üst dolaplara konulmasına özen gösterin. Tencere ve tavaların konduğu derin çekmece içlerinde, çekmecenin açılıp kapanması sırasında, kaymasını önleyici malzemeler bulundurun.

* Bulaşık makinesinde bulaşık yıkamak ve bulaşıkları sıcak suyla durulayıp sıcak buhar altında dezenfekte etmek, bakteri deposu olmuş bir bezle yapılan kurulamadan her zaman daha sağlıklıdır. Bulaşık makinesinin yarattığı güçlü su darbeleri bulaşıklarınızı pis kokulardan ve yağ artıklarından arındırır.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/8/2008 -

Kategori: yazi

Bebek  Odası

* Alt açma dolabını seçerken raflarının düzenlenişine dikkat edin. Kremler, bezler, temiz çamaşırlar elinizin altında olmalı. Bebeği bir an için bile orda yalnız bırakmamanız lazım.

* Sert yataklar daha güvenli, yumuşak yataklardan kaçının. Beş yaşın altındaki çocukları ranzanın üst kısmında yatırmayın.

* Bebeğiniz bir yerlere tutunarak ayağa kalkmaya mı başladı? Aman dikkat, odasındaki obilyalar duvara monte edilmiş olsun veya yere sağlam otursun. Alçak oyuncak, kitap rafları ve dolaplar, dengesiz duruyorlarsa, bebeğin üzerine devrilebilirler.

 * İki küçük çocuğunuz varsa ve ranza kullanmak zorundaysanız, onlar odada oyun oynarken ranzanın merdivenini çıkarmayı unutmayın, tırmanıp düşmesinler.

 * Bir yaşının altındaki bebeklerin yatağında yastık bulunmaması gerektiğini biliyor muydunuz?

 * Çocuğunuz okul çağındaysa, çalışma, okuma lambasını, yatağına, yastığına, pijamasına değmeyecek şekilde yerleştirmeye dikkat edin.

 * Yatak, koltuk gibi mobilyalar alırken malzemesine dikkat edin. Kolayca yanmamalı, yangında zehirli gazlar çıkarmamalı. 

 * Bebeğiniz, yatağına tırmanıp inmeye başlayınca, en doğrusu, yatağın önündeki koruyucu kısmı çıkarıp, yatak yüksekliği ayarlanabilyorsa onu da alt seviyeye indirip, rahatça yatağına inip çıkmasını sağlamak.

* Örgü battaniyesi varsa, deliklerine bebeğin parmağının girip takılmayacağına emin olun. Etrafta kırılabilecek, zararlı hiçbir şey olmasın ki özgürce oynayabilsinler odalarında. Odadaki kullanılmayan prizlere priz emniyeti takın.

*  Yeni yürüyen bebeğiniz sabah sizden önce uyanıp evin tehlikeli bölümlerine gitmeye çalışıyorsa odasının kapısına emniyet bariyeri takın. Ona da tırmanmaya başlarsa evin bütün bölümlerini emniyetli hale getirmeniz şart. Yoksa sürekli dur, yapma demekten siz de sıkılırsınız, o da. Ayrıca o kadar çok yapma derseniz sizi dinlemez zaten.

* Odasına bir iki tane yer minderi koyun, üstünde rahatça atlayıp zıplasın. Çocuklar sürekli sakin sakin oynayamazlar biliyorsunuz. Oynamadığı zaman oyuncaklarını yerde bırakmamaya alıştırın. Bunun en kolay yolu oyuncak dolabının kullanışlı ve sevimli olması.

* Ağır kapaklı ve çekmeceli dolaplar yerine, raflara koyacağınız rengarenk kutular işinizi kolaylaştıracaktır.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 16/7/2008 - EPİLASYON

Kategori: yazi
 
Bayanlar İçin Epilasyon 
Hormon Bozukluğu Olanlar 

Adetleriniz düzensiz ise, adetleriniz geç yada hiç olmuyorsa, yüzde çene altında,bıyık bölgesinde yada yanaklarda sakal tarzında kıllanmanız varsa buna ek olarak göğüsde, göbek üstünde yada bikini bölgesinden göbeğe doğru yayılan kıllanma artışınız varsa ,üstelik kilo artışı da bu şikayetlerinize ekleniyorsa hormonal bozukluğunuz söz konusu olabilir.Öncelikle de yumurtalık kökenli (polikistik over sendromu gibi) bir sorununuz olabilir.
Bu durumda kombine bir tedavi önerilir.Hem bir jinekolog yada dermatolog aracılığı ile hormon düzenleyici bir ilaç kullanmalısınız hem de kalıcı epilasyon yöntemlerinden birini seçmelisiniz. Eğer küçük bir alanda şikayetleriniz varsa, kısıtlı bir bütçeye sahipseniz elektroliz epilasyonu (iğneli epilasyon) tercih edebilirsiniz.Elektroliz epilasyon tercihini yaparken ucuza kaçmayın, mutlaka bir arkadaşınızın deneyiminden yararlanın.Bir yada bir kaç arkadaşınızın memnun kaldığı bir teknisyene bu işi yaptırın: Unutmayın ki elektroliz epilasyon tam bir hüner ve tecrübe işidir. Gösterişli dekorasyonlar, ışıltılı salonlar sizi yanıltmasın.
Lazer epilasyon, hormonal bozukluğa bağlı kıllanma şikayetinin giderilmesinde, ilaç tedavisine ek olarak yada tek başına kullanılmak suretiyle etkili bir diğer yöntemdir.Seans ücretleri başlangıçta yüksek gibi gelebilir ancak toplam seans sayısı 6-8 ile sınırlı kaldığında elektroliz epilasyondan cok pahalıya gelmiyecektir. Buna karşılık etkinlik ve yan etki üstünlüğü dışında, daha az ağrı çekeceğinizi ve kazanacağınız zamanı da hesaba katarsanız aradaki farka değer diye düşünebilirsiniz. Hormonal bozukluğa bağlı yüz bölgesi kıllanmasında, flaş lamba/IPL tedavisinin,bazı vakalarda paradoksal kıllanma(ışın uygulanan bölgelerde kıllar azalırken uygulanmayan komşu bölgelerde kıllanma görülmesi) artışı yapabileceği bildirildiğinden, bir kaç seans sonunda ışın uygulanmayan bölgelerde kıllanma görülürse flaş lamba ışın tedavisi yerine lazer epilasyonla tedaviye devam edilmelidir.

 

Gerek elektroliz epilasyon gerekse laser yada IPL tedavileri olsun ağrılı yöntemlerdir. Lazer epilasyon ve IPL epilasyon elektroliz epilasyona göre nisbeten daha iyi tolere edilen bir ağrıya sebep olmasına karşın bazı ağrı eşiği düşük hastalar bu acıya bile dayanamayabilirler. Eğer siz de bir kaç denemeden sonra ağrıya dayanamayacağınızı düşünüyorsanız yurtdışından Vaniqa krem getirtebilirsiniz bir tüpü 100 dolara satılan vaniqa krem özellikle yüz bölgesi kıllarının azaltılmasında etkili olduğu gösterilmiştir.2 aylık kullanımdan sonra olguların %50 sinden fazlasında kıllarda belirgin azalma yaptığı gösterilmiştir. Ancak etkisi kullandığınız sürece gecerlidir. Kullanımı durdurduğunuz anda kıllar kaldığı yerden büyümeye devam edecektir.Lazerden daha ucuza gelmese de ağrı çekmeyeceğiniz için tercih edebilirsiniz.Ancak geniş bölgelere kullanıldığında vucuda emilerek toksik etkiler yapabileceğini unutmayın.Vaniqa kremi lazerle bir kaç seans uygulama sonrasında zayıflatılmış kılları yok etmek için de kullanabilirsiniz.
Gebelikden sonra artan kıllanma durumu da bayanların en sık tedavi arayışı içine girdikleri dönemdir.Bu da hormonal bir bozukluk sonucu gelişir ancak geçici bir durumdur.Yine de kılların tamamen dökülmesi aylar hatta yıllar alabilir.Emziren annelere kimyasal tüy dökücü kremler ve vaniqa önerilmemektedir. Ancak elektroliz ve lazer epilasyon yaptırmalarında hiçbir sakınca yoktur. Gebelerde lazer kullanımı ile ilgili olarak şu ana kadar yapılmış bir çalışma olmadığından,teorik olarak bir zararı olmadığı bilinmesine karşın lazer tedavileri gebelere önerilmez.

 
Genetik Yada Yapısal Kıllanma Sorunu Olanlar 

Kıllanma sorunu ağırlıklı olarak bu grubta yaşanmaktadır. Bu gruba giren olgularda kıllanma, daha çok vucut alanlarında, bacaklarda, kollarda, göbekde ve göğüsde rastlanır.Yüz bölgesinde daha az rahatsız edici boyutdadır.Genellikle ailevi bir özellik gösterir.Kişi ergenlik çağından itibaren sürekli bu kıl sorunu ile yaşar sonradan ortaya çıkan bir durum değildir.
Bu grupta da kıldan arınmak için yine kalıcı ve geçici yöntemler geçerlidir.Geçici yöntemler herkez için aynı özellik taşıdığından kalıcı yöntemlerin seçimi üzerinde durmak istiyorum
Eğer kıl renginiz açık sarı, beyaz gri yada kızılsa tek seçeneğiniz var o da elektroliz epilasyon. Bu renk kıllara lazer epilasyon yada IPL epilasyon hiç bir fayda sağlamaz.
Geniş bir alanda örneğin bacak yada kol üzerinde epilasyon düşünüyorsanız elektroliz epilasyonla vakit geçirmeyin tedavi yıllar alabilir.Tedaviniz tamamladığında çok yaşlanmış olacağınızdan artık epilasyon yaptırmaya ihtiyacınız kalmayacaktır.Ayrıca bu tedavi size daha pahalıya geleceği gibi çektiğiniz acı da yanınızda kar kalabilir.

 

 

Eğer cilt renginiz açık ise yani tipik bir Kuzey Avrupalı kadar beyaz bir cildiniz varsa yada ilk güneşe çıktığınızda ıstakoz gibi kızarıyorsanız ve de koyu renk kıllarınız varsa lazer epilasyon için çok şanlısınız demektir. Bu durumda her model lazer epilasyon ve IPL epilasyondan fayda görebilirsiniz. Ancak lazer yada IPL ye en uygun aday olmanız bu işlemin %100 sonuç vereceği anlamına gelmesin en ideal koşullarda bile 6 ay sonra kıllarınızdan ancak %70 oranında kurtulabilirsiniz, neyse ki geriye kalan kılların rengi acılmış ve kıldan çok ayva tüyüne dönmüş olacağından fazla sorun çıkartmayacaktır. 2 yıldan sonra ne olacağını şu an için bilmek imkansız çünkü nisbeten yeni teknoloji ürünü olan bu cihazlar ile uzun dönem etkilerini sınayan bilimsel çalışma bulunmamaktadır.


Ten renginiz buğday yada daha koyu ise diode yada IPL/plash lamp epilasyon sistemlerini tercih etmek daha uygun olabilir. Ruby ve alexandrite lazerler ile koyu tenlerde yan etki daha fazla, etkinlik daha düşüktür.


Ten renginiz oldukça koyu ise tipik olarak Arap yada Akdeniz ırkı cilt yapısına sahipseniz Nd Yag Lazer yada elektroliz epilasyon sizin için en uygun epilasyon yöntemi olacaktır.

Derinde yerleşik kalın köklere sahip kıllara sahipseniz diode lazer, ince zayıf tüysü kıllarınız varsa IPL daha uygun olabilir.

Yüz bölgesinde IPL sonrası paradox kıllanma artışı olasılığı olduğundan bu bölgede IPL uygun olmayabilir.

Rahat ve daha konforlu bir epilasyon arzu ediyorsanız Alexandrite lazer epilasyon iyi bir tercih olabilir.

 

Batık kıllarda yani kıl gövdesinin deri içinde kıvrılıp dönmesi sonucu deri içinde kalması nedeniyle oluşan ve yabancı cisim etkisi ile ciltte kızarma,kabarma ve sivilcemsi görünümle karakterize cilt bozukluğu olanlarda da lazer epilasyon tek tercih edilecek tedavi yöntemi olarak değerlendirilmektedir.
Keloid denen aşırı nedbe dokusu oluşturan bir cilt yapınız varsa, sedef hastalığı, siğil, kıllı kahverengi benleriniz, cilt üstünde iyileşmeyen kabuklanmalar( keratoz), uçuk, akne yada renk bozukluğu ile giden cilt hastalıklarınız varsa hangi yöntemle epilasyon yaptıracağınıza bir dermatoloğa danışarak karar verin.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/4/2008 - KIZIMIN ÇEYİZİNE KOYDUĞUM HAVLU

Kategori: dantel

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/4/2008 - OĞLUMUN NİŞANI İÇİN YAPTIĞIM HAVLU

Kategori: dantel

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/4/2008 - OĞLUMUN NİŞANI İÇİN YAPTIĞIM BOHÇA

Kategori: dantel

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 23/4/2008 - MEMLEKETİM OLAN KARSI SİZLERE TANITMAK İSTEDİM...

Kategori: yazi

KARS ŞEHRİ

Giriş

Kars şehri, Ani harabelerinin yaklaşık 50 km kuzeybatısındadır. Yerleşim alanı olarak Kars, Ani'den muhtemelen daha eskidir ve Ani'nin aksine, Kars hiç bir zaman terk edilmemiştir. Bu yerleşimin sürekliliği, Kars'ta çok daha az sayıda Ortaçağ Ermeni tarihi yapısının günümüze gelmesinin ancak aynı zamanda çok daha geniş bir dönemden binaların olmasının nedenidir. Gelecekte bu sitenin Kars hakkında daha ayrıntılı bilgiye sahip olması söz konusu olabilir; bunların arasında, Ortaçağ kalesi, 19uncu yüzyıl istihkamı, Rus döneminde yapılmış mahalleler, vs.yi konu alan sayfalar da olabilir.

Kars Tarihi

928 ila 961 yılları arası gibi kısa bir dönem için, Kars, Ermeni Bagratid Krallığı'nın başkenti olmuştur ve bugün Havariler Kilisesi olarak bilinen Katedral'in inşası bu dönemde gerçekleşmiştir. Bagratid başkentinin Ani'ye naklinden kısa bir süre sonra, 963 yılında Kars, Ermenilerce Vannad olarak bilinen bölgenin adı altında bir bağımsız krallığın başkenti olmuştur. Bu krallık, Ani krallığından daha uzun ömürlü olacaktır.

Selçukluların Ani'yi ele geçirmesinden sonra, 1064'te, Kars'ın son Ermeni kralı, şehrini Bizans'a teslim etmiştir ve karşılığında Amasya şehriyle kuzey Kilikya'da toprak almıştır. Bizans, Kars'ı savunmakta, Ani'de olduklarından daha başarılı olamamıştır ve şehri 1071'de Türklere kaybetmiştir. Kars'ın Türk nüfusu küçüktür, ama Erzurum emirlerinin desteğiyle şehri 1206'ya kadar, Gürcülerin Türk yöneticilerini çıkarana dek elinde tutabilmiştir. 1236'da Moğollar bölgeyi işgal etmiştir. Başka yerlerde olduğu gibi, Ermeni çoğunlu nüfusa muhtemelen geniş özerklik tanımışlardır: 1284'te, Kars'ı bir Ermeni prensinin yönettiği bilinir.

Moğol İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, 1534'te Osmanlı İmparatorluğu'na dahil edilmesine kadar, Kars, irili ufaklı Türk beyleri tarafından yönetilmiştir. 1579'da Osmanlılar, Acem saldırılarına karşı şehrin ve istihkamının geniş çaplı onarımına başlamıştır. 18inci yüzyılın ortalarından 19uncu yüzyılın başına kadar, İstanbul'un Kars üzerinde hakimiyeti o kadar zayıflamıştır ki, Kars paşaları yarı özerktir.

Rusların 18inci yüzyıldan itibaren Kafkasları zapt etmesi, Müslüman muhacirlerin, özellikle de Çerkezlerin, Kars'a akın etmesine neden olmuştur. Kars, Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu sınırını ve Erzurum yolunu koruyan stratejik ve ağır donanımlı bir sınır kasabası halini almıştır. O vakte kadar Ermeni nüfusu artık muhtemelen küçülmüştür ve Ermeni mahallesi eski kalenin batısında, ehir surlarının hemen altında olmalıymış, çünkü bu mahalde iki yıkık Ermeni kilisesi ve eski Ermeni mezarlığı vardır. Ruslar Kars'ı, 1828'de, yedi ay süren meşhur bir kuşatmanın ardından 1855'te ve yine 1877'de ele geçirmiştir. Bu defa şehir, onlarda kalmıştır.

Müslüman halkın önemli bir kısmı, Rus egemenliğinde kalmamayı tercih edip 1877'den sonra şehri terk etmiştir. Ruslar, geri kalan Türk vatandaşlarına pek iyi davranmamıştır; bazı camiler yıkılmış, diğerleri ahır yapılmıştır, her ne kadar genel siyasetleri kasti ihmalkarlık olsa dahi. Halen Kars'ta kalan Müslümanlar, önceden Ermenilerin oturduğu mahallelere taşınmışa benzer. Ermeniler ise zamanla eski şehrin güneyine ızgara (kare) planlı, Avrupai binaların inşa edildiği yeni mahalleye geçmiştir ve eski şehir surlarının neredeyse tamamı yıktırılmıştır. Rus himayesindeki Ermenistan'ın başka bölgelerinden ve Osmanlı İmparatorluğu'nun zulmü ve katlinden kaçan Ermeniler akın etmiştir ve böylece Kars, birden bire zenginleşmiş ve genişlemiştir.

Britanyalı gezgin Lynch, 1894'te Kars'ın nüfusunun 4,000 olduğunu yazmıştır (ve buna büyük garnizonu dahil etmemiştir), dağılım ise şöyledir: 2500 Ermeni, 850 Türk, 300 Rum, ve 250 Rus. 1913'te, kasabanın Ermeni nüfusu 10,200, Türk nüfusu ise 900'dür.

19uncu yüzyılın sonuna doğru Kars ovası, Rusya'nın kendi bünyesinde hoş görülmeyen birçok tarikata, başta Protestan Hıristiyanlara ev sahipliği yapmıştır. Molokanlar olarak bilinen bir grubun mensuplarının varlıklarını halen Kars ve civarında sürdürdüğü farz olunur. Kimi Alman ve Estonyalı göçmenlerin torunları halen Kars bölgesinde yaşar, ve artık hiç biri kalmamış Rumlar da yaşarmış. Rusların Ermeni olmayanların Kars'a yerleşmelerine izin verme politikası, Ermeni nüfusunun artması ve zenginliğini kısıtlamak içindir. Lynch, Erivan civarında tarım yapılmayan toprakların çoğunun, bunları Ermenilere satmak veya kiralamak değil de Ruslara saklamak isteyen Rus yönetiminin elinde olduğunu iletir.

Kars'ı geri almak, Osmanlı için Birinci Dünya Savaşı'nın ilk aylarının kilit askeri hedefidir, ancak hücum eden ordusu, Sarıkamış Muharebesinde ağır yenilgiye uğramıştır. Bu yenilgi, gerçekte Kars'ı boşaltmaya hazırlanan Ruslardan çok, kış ve plansızlık yüzünden olmuştur.

Daha birçok muharebeden sonra, Rus kuvvetleri, Erzincan kadar batıya ilerlemeyi başarmıştır, ancak Rus ordusunun 1917 Devrimi'nden sonra geri çekilmesi, seyrek Ermeni birliklerini Osmanlı ordusunun kaçınılmaz karşı hücumuyla yüz yüze bırakmıştır. 1918'e doğru Osmanlı ordusu, yeni kurulmuş Ermenistan Cumhuriyeti'ni kasıp kavurur, 1918'in Nisan ayında Kars'ı ele geçirir ve Hazar Denizi kıyılarında Bakü'ye ulaşır.

Diğer cephelerdeki yenilgiler, Osmanlı İmparatorluğu'nun teslim olmasına ve savaş-öncesi sınırlarına geri çekilmesine neden olmuştur. 1920'de bu defa Milliyetçiler saldırmıştır ve Kars (Ekim 1920'de) ve Alexandropol Türklerin eline geçmiştir. Saldırı, General Kazım Karabekir tarafından düzenlenmiştir. Kars tren istasyonunun dışında da Atatürk'ün değil, Kazım Karabekir'in heykelinin durması anlamlıdır.

Kasım 1920'de Bolşevikler, Ermenistan Cumhuriyeti'nin kalan kısmını topraklarına ekler. Ermenistan'ın artık Sovyet "koruması" altında olmasıyla Türk hükûmeti, ilerlemesini durdurur, hatta ve hatta, Alexandropol de dahil olmak üzere, ele geçirdiği bazı toprakları terk eder. Bolşevikler, Türkiye Cumhuriyeti ile iyi ilişkide bulunmak istemektedir ve 1921'de, Kars, Sarıkamış, Iğdır, Kağızman, Ardahan, Artvin ve Oltu'yu Türkiye'ye devreden Kars Antlaşması imzalanır. Antlaşmanın imzalandığı tren vagonu, halen Kars Müzesi'ndedir.

1920'de, ehrin Ermeni nüfusunun çoğu, yaklaşan Türk ordusunun korkusundan kaçmıştır. Geriye kalanlardan ise yüzlercesi tutuklanmış ve ardından ya idam edilmiş ya da Erzurum'a yol çalışmalarına esir işçi olarak gönderilmiştir. Halen hür olan Ermenilerin kalmak için bir nedenleri yoktur. Şehrin zaptından sonra Kars'ta hapsedilen Oliver Baldwin, şunları yazmıştır:

"Eğer bir Türk, herhangi bir Ermeni kadını arzuluyorsa, yapması gereken tek şey, kocasını ihbar etmektir. Eğer kocası tutuklanmakta direnirse, derhal vurulur, ve bahane her zamankinin aynısıdır: 'Ermenilerin 1915'te Erzurum'u ele geçirdiğinde, bu adam benim emmi oğlunu öldürmüştür.' Gariban, ölü olduğu için 1915'te Amerika'da olduğunu ispatlayamazdı; böylece katil, serbest bırakılır ve suçu haklı intikam olarak işlenir.
Yüzüğünü vermek istemeyen bir Ermeni öldürülmüştü, ve aynı bahane kullanılmış, aynı sonuç meydana gelmişti.
Bu olaylar, benim Kars'ta bulunduğum zaman, günlük yaşamın bir parçasıydı, ama hepsi, Ermenistan'da Ermeni bırakmama ve bu bölgenin Türkiye'ye ait olmasını haklı çıkarma politikasının bir parçasıdır".

Kars Antlaşması, geriye kalan Ermenilerin sürülmesini sağlamıştır. Reitlinger adında bir gezgin, 1931'de Kars'ı ziyaret eder ve şehrin çoğunu terk edilmiş ve harap görür, sivil nüfusu ise sadece birkaç yüzdür. 1960'ların sonlarına doğru nüfus 25,000'e yükselmiştir. Bugün resmi sayıma göre, aynı adı taşıyan ilinin başkenti Kars'ın nüfusu 78,000'dir. 



  • Kars'ı gösteren eski gravür (1850'lerden midir?)
    - büyüğü için tıklayınız


  • Kars, kalesi, ve ortaçağ şehrinin bugünkü hali


  • Kalenin eski şehirden görünüşü


  • Ortaçağ şehri surlarını gösteren eski fotoğraf


  • Rus döneminde yapılan mahalleden bir görüntü


  • 1877-1915 döneminden kalma büyük bina


  • 1890 tarihli bir binadan pervaz


  • Kars'ın günümüzde yıkık bir Ermeni kilisesi


  • Yukarıdaki yıkık Ermeni kilisesinin
    kapıları bugün Kars Müzesi'ndedir


  • Kars'ın bir Rum kilisesi - bu da yıktırılmıştır


  • 1920 yılına kadar kullanımda olan Azize Meryem
    (Surb Astvadzadzin) Kilisesi'nin yıkıntısı
  • Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    • 18/4/2008 - TRAJİKOMİK

    Kategori: yazi

    HAYATIN ANLAMI

    Bir gün çok zengin bir adam oğlunu yanına alarak, insanların ne kadar fakir olabileceğini göstermek için bir köye götürdü.

     Çok fakir bir ailenin
    evinde bir gün-bir gece geçirdiler. Şehre dönerken baba oğluna sordu:

     "Yolculuğumuzu nasıl buldun?"

     "Çok güzeldi babacığım" diye cevap verdi oğul.

     "İnsanların ne kadar fakir olabileceğini gördün değil mi?"

     "Evet."

     "Peki, ne öğrendin ?"

     "Şunu gördüm" dedi oğul:"Bizim evde bir köpeğimiz, onların dört köpeği var. Bizim evde bahçenin yarısına gelen bir havuzumuz var, onların kilometrelerce uzunluğunda dereleri var. Bizim bahçede ithal lambalarımız, onların yıldızları var. Bizim terasımız ön bahçeye kadar, onların ki ise ufka kadar uzanıyor."

     Ufaklık konuşurken, babası şaşkınlıktan tek kelime bile edemedi. Ve
    çocuk ekledi:

     "Ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğiniz için, teşekkür ederim babacığım !"

     TOLSTOY

    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    YAŞAMA DAİR NE VARSA...

    Bağlantılar

    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşiv
    Blog RSS

    Kategoriler

  • dantel
  • hamur isleri
  • kekler
  • mizah
  • orgu
  • pasta
  • resim
  • siir
  • yazi
  • yemek

  • Arkadaşlar

    yasin
    mabet
    tanisalim
    ataberk
    nuray73
    turkiye
    onuralp
    gulaysem
    cabukyemek
    iksir
    pasha42
    Leyla
    arda
    tekno
    aslicaduyguseli
    azmavi
    melike
    yasampenceresi
    emel
    1nisan2005
    neslihobi
    hazal73
    canon766
    onursal
    arzu
    derya
    devrim
    selmahlc
    kadifece
    womentuana
    Gulgibiyim
    akasyakokusu
    yenitadlar
    recaysev
    nilss
    miness
    similing
    telkirmayasemince
    saliha
    dunyaturum
    nk
    ASAF
    bilimci
    hasan
    sevil
    nirvana
    nil
    ismet
    buzkalp
    ayberoz
    buse
    Hancer
    caferose
    yasemenlesiniz
    ahmet
    alaska1
    susurluklu73
    teknoarsiv
    dnaharikasi
    adiask5
    anneeli67
    arzum
    ebrarli
    ekadin
    mediha
    hertelden
    kahvehanem
    gelincicegii
    aysummm
    bakimliyiz
    guzelbayan
    havlukenarim
    orgumuz
    parfumler
    kartaneleri06
    murelce
    bahcebakimim
    bakimlibayaniz
    gelinliklerim
    lifmodellerim
    askhikayelerimiz
    elbiselerim
    guzelavatarlar
    isrin58
    kadinlarkulubum
    sikabiyeler
    emostili
    gizliben
    husvenur

    bigoo.ws
    POQbum .com Graphics
    POQbum .com Graphics
    ELVEDA 2007
    HOŞGELDİN 2008
    MUTLU YILLAR
    &&&&&&
    MUTLU YILLAR
    Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:5
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa
    Fare İmleçleri kodları